|
Tweet |
Türkiye’de uzun yıllardır “ata tohumu” söyleminin var olduğunu ancak uygulamada bu tohumların kullanılmadığını, hatta kullanan üreticilere cezalar kesildiğini vurgulayan Yalçın, bu tabloyu “tarımda samimiyetsizliğin açık göstergesi” olarak nitelendirdi.
Tarımda üretimin temel şartlarının göz ardı edildiğini ifade eden Yalçın, “Ekim yapmak için traktör gerekir, traktör için mazot gerekir, ardından tohum, fide ve girdi desteği gerekir. Bugün çiftçiye ‘üret’ deniyor ama üretmesi için gereken hiçbir koşul sağlanmıyor” dedi.
ABP olarak bu tabloya karşı somut projeler geliştirdiklerini belirten Yalçın, Avrupa kaynaklı desteklerle üreticiye doğrudan katkı sağlayacak bir model hazırladıklarını söyledi. Yalçın, “Beş dönümün üzerinde, özellikle 10 dönüm tarla vasfında arazisi olan üreticilerimize traktör hibesi sağlıyoruz. Projelerimiz hazır, destekler planlandı” ifadelerini kullandı.
Ata tohumunun yaygınlaştırılmasının yalnızca tarımsal değil, aynı zamanda halk sağlığı açısından da önemli olduğuna dikkat çeken Yalçın, yerli tohumun içerik ve kalite açısından çok daha güvenli olduğunu belirtti. Yalçın, dışa bağımlı tohum politikalarının üreticiye de topluma da fayda sağlamadığını savundu.
Tarımda, sağlıkta ve üretimde dışa bağımlı anlayışların Türkiye’ye kaybettirdiğini dile getiren Yalçın, “Bizim meselemiz günlük siyaset değil; vatan, toprak, ülke ve halk meselesidir. Siyaset hizmet demektir. Halk için mücadele etmeyen bir siyasi anlayışın bu ülkede karşılığı olamaz” dedi.