|
Tweet |
“NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ YENİ YÜZYILIN PETROLÜDÜR”
Kıraç, savunma sanayiinden iletişime, bilişimden uzay teknolojilerine kadar neredeyse tüm stratejik alanların nadir toprak elementlerine bağlı olduğunu söyledi:
“Bugün bu elementler olmadan ne bir savunma sistemi kurabilirsiniz ne bir iletişim altyapısı ne de uzay teknolojisi geliştirebilirsiniz. Bilişim çağının tüm damarları bu elementlerle çalışıyor. Dolayısıyla bu kaynaklara sahip olan ülkelerin de geleceğin güç merkezi olma ihtimali çok yüksek.”
“ÇİN BİRİNCİ, TÜRKİYE İKİNCİ… AMA FARK RAFİNASYONDA”
Kıraç, Türkiye’nin nadir toprak elementi rezervinde dünyada ikinci sırada olduğunu belirterek çarpıcı bir gerçeğe dikkat çekti:
“Türkiye, Çin’den sonra dünyanın en büyük nadir toprak elementi rezervine sahip ülkesidir. Bu çok büyük bir avantajdır. Ancak bu elementler doğadan saf halde çıkmıyor. Bir rafinasyon, yani ayrıştırma ve işleme teknolojisi gerekiyor. Türkiye henüz bu teknolojiye tam anlamıyla sahip değil.”
Kıraç’a göre Türkiye, bu teknolojiyi geliştirirse denklem tamamen değişebilir:
“Eğer biz bu rafinasyon teknolojisine hâkim olursak, yeraltı kaynaklarımızı katma değere dönüştürebiliriz. Bu, hem savunma sanayiinde hem bilişimde hem de enerji politikalarında Türkiye’yi yeni yüzyılın söz sahibi ülkelerinden biri haline getirir. Bu gücü işleyebilirsek ekonomik sıkıntıların da büyük bölümü kendiliğinden çözülür.”
“TATLI SU, YENİ YÜZYILIN EN KRİTİK GÜÇ UNSURUDUR”
Kıraç, ikinci kritik kaynağın ise tatlı su olduğuna dikkat çekti:
“Bugün dünyadaki en büyük tatlı su kaynağı Asya’dadır. Bu nedenle dünya gözünü Asya’ya çevirmiş durumda. Su, önümüzdeki yüzyılın en önemli enerji kaynağı olacak. Sadece içme suyu değil; tarımdan sanayiye kadar tüm üretim süreçlerini belirleyen bir unsur haline geliyor.”
“TÜRKİYE: ASYA–AVRUPA–AFRİKA HATTININ MERKEZİNDE STRATEJİK BİR KİLİT ÜLKE”
Kıraç, Türkiye’nin eşsiz jeopolitik konumuna dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Türkiye, Asya, Avrupa ve Afrika’nın tam ortasında bir geçiş kapısıdır. Bu sadece coğrafi bir avantaj değil; ekonomik, siyasi ve askeri denge açısından da kritik bir anahtardır. Dünya güç mücadelesi Asya’da yoğunlaşırken Türkiye’nin bu kapıda oturuyor olması büyük bir fırsattır. Biz bu fırsatı doğru okuyabilirsek Türkiye sadece izleyen değil, yön veren bir ülke olur.”
“ATA PARTİ, TÜRKİYE’Yİ YENİ YÜZYILIN TEKNOLOJİ VE ENERJİ LİGİNE TAŞIMAYA ADAYDIR”
Kıraç, açıklamalarını ATA Parti’nin vizyonuna vurgu yaparak tamamladı:
“ATA Parti, Türkiye’nin kaynaklarını sadece çıkarmakla yetinen değil, işleyerek katma değere dönüştüren bir yönetim modeli öneriyor. Bizim hedefimiz, Türkiye’yi bilişim devriminde ve enerji savaşlarında bağımsız, güçlü, söz sahibi bir ülke haline getirmektir. Potansiyelimiz var; mesele bu potansiyeli akılla, bilimle ve milli politikalarla yönetmektir.”