|
Tweet |
Ayça Çağlar açıklamasında kadın emeğinin yalnızca ekonomik bir değer olmadığını, aynı zamanda toplumsal dönüşümün en önemli gücü olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Kadınlar çalışma hayatında hâlâ ciddi eşitsizliklerle karşı karşıya kalmaktadır. Aynı işi yapan kadınlar daha düşük ücret almakta, güvencesiz çalışma koşullarına mahkûm edilmekte ve karar alma mekanizmalarında yeterince temsil edilmemektedir. Bu eşitsizlikler bireysel değil, yapısal sorunlardır ve toplumsal politikalarla çözülebilecek meselelerdir.”
Kadına yönelik şiddetin Türkiye’nin en yakıcı toplumsal sorunlarından biri olduğunu vurgulayan Çağlar, kadın cinayetlerinin ve kadınların maruz kaldığı ayrımcılığın politik bir mesele olduğuna dikkat çekti.
“Kadınların yaşam hakkını tehdit eden her olay münferit değil, toplumsal bir sorunun yansımasıdır. Kadın hakları mücadelesi ‘annemiz, bacımız’ söylemiyle sınırlandırılamaz. Bu mücadele eşit yurttaşlık, özgürlük ve adalet mücadelesidir.”
İstanbul Sözleşmesi’nin kadınların yaşam hakkını korumak açısından büyük önem taşıdığına da değinen Ayça Çağlar, kadınların şiddetten uzak, güvenli bir yaşam sürebilmesi için güçlü yasal ve kurumsal mekanizmaların hayati olduğunu ifade etti.
“Kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda etkili ve kararlı politikalar uygulanmalıdır. Kadınların hayatını koruyan uluslararası sözleşmeler ve hukuki düzenlemeler güçlendirilmelidir. Şiddetsiz ve güvenli bir toplum ancak bu iradeyle mümkün olabilir.”
Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları Genel Başkanlığı öncülüğünde 8 Mart kapsamında kadınların sesini doğrudan duyuracağı bir çalışma başlatacaklarını belirten Çağlar, “Kadının Sesi, Kadının Gücü” sloganıyla hayata geçirilecek “Kadın Kürsüsü” çalışmasına dikkat çekti.
“Kadın Kürsüsü ile kadınların sesi daha güçlü duyulacak. Kadın konuşacak, Türkiye dinleyecek. Biz o sesi büyüteceğiz. Kadın esnaf, ev hanımı, asgari ücretle çalışan kadınlar ve üniversiteli gençler yaşadıkları sorunları doğrudan anlatacak. Bu çalışma yalnızca bir etkinlik değil, aynı zamanda bir dayanışma hareketidir.”
Özellikle genç kadınların yaşadığı barınma sorunu, güvencesizlik, ekonomik zorluklar ve gelecek kaygısına dikkat çekeceklerini belirten Çağlar, genç kadınların umutlarının Türkiye’nin geleceği açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
“Genç kadınların umudu Türkiye’nin yarınıdır. Kadınların eğitimde, iş hayatında ve toplumsal yaşamda eşit fırsatlara sahip olduğu bir Türkiye mümkündür. Bu hedef için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”
Ayça Çağlar açıklamasının sonunda başta Ankara’daki kadınlar olmak üzere tüm emekçi kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlayarak şu ifadeleri kullandı:
“Başta Ankara’da yaşayan kadınlar olmak üzere emeğiyle hayatı var eden, üreten, mücadele eden tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü yürekten kutluyorum. Kadınların eşit, özgür ve güven içinde yaşayabildiği bir Türkiye için mücadelemiz sürecektir.”