escort beylikdüzü beylikdüzü escort beylikdüzü escort
Bugun...

Başkan Çevik: Siyaset Ehil Ellere Verilmeli, Türkiye Güven ve Adalet İstiyor - GÜNDEM - İnternetin Ajansı

Yerli ve Milli Parti Elazığ İl Başkanı İsmail Hakkı Çevik, Türkiye’de siyaset kurumunun niteliğine ve toplumsal beklentilere ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Çevik, siyasetin bilgi, ehliyet ve adalet temelinde yürütülmesi gerektiğini belirterek, toplumun artık güven veren kadrolar görmek istediğini ifade etti.
facebook-paylas
 Tarih: 09-03-2026 16:35:00

Başkan Çevik: Siyaset Ehil Ellere Verilmeli, Türkiye Güven ve Adalet İstiyor - GÜNDEM - İnternetin Ajansı


SİYASETTE EHLİYET VE ADALET VURGUSU

Siyasetin liyakat esasına göre yürütülmesi gerektiğini dile getiren Çevik, yönetim mekanizmalarında ehliyetin ve adaletin temel ilke olması gerektiğini söyledi.

“Emanet ehline verilmelidir. İnsanlar arasında hükmederken adaletle hükmetmek gerekir. Bugün diplomanın, liyakatin tartışıldığı bir ortamda güven inşa etmek zordur” diyen Çevik, siyasetin nitelikli kadrolarla güçlenebileceğini belirtti.

Cumhurbaşkanlığı sistemiyle birlikte milletvekilliği profilinin de tartışıldığını ifade eden Çevik, toplumun donanımlı ve vizyon sahibi temsilciler görmek istediğini kaydetti.

TOPLUMSAL GERİLİM ÜZERİNDEN SİYASET SÜRDÜRÜLEMEZ

Siyasi partilerin taban–tavan uyumunu iyi kurması gerektiğini ifade eden Çevik, topluma üstten bakan ya da değerleriyle mesafeli duran anlayışların karşılık bulmakta zorlanacağını söyledi.

“Türkiye’de insanların büyük çoğunluğu inançlı bir toplum yapısına sahip. Bu gerçeği yok sayarak siyaset üretilemez. İnsanların, hukuka, insan haklarına saygılı olduğu sürece kendi toplumunun inanç değerlerini gizli,açık yaşayabilmesi, bunu çekinmeden dile getirebilmesi , ancak laikliği kabul etmiş toplumların, bunu kimseye dayatamadığı gibi, başka kesimlerinde laikliği farklı algılayıp ve laikliği istismarbedip, onlarda bir zorba, askeri bir baskı veya bazı bahanelerle bunu gericilik veya topluma baskı olarak telakki edip, ya da devlet, hükümet edenler içinde dinine, inancına bağlı insanlar olamayacağını, hemde kahr ekser çoğunluğun kabul ettiği bir yönetime baskı aracı kullanmasıyla özellikle bizim ülkede bu problem daima sürmekte ve bu konuda sıkıntılar, düşmanlıklar, iltimas, hukuku, insan haklarını tepeleme gibi menfi sonuçların hiç bitmediğine şahit olduk ve olaktayız. Halkın bundan memnun olmadığını gören dini istismara yatkın kesim, demokrasilerde maalesef çok uygulanan demogoji ve istismarı devreye sokup muhakkak seçilme açısından başarılı olacağı, ama eğitimsiz, salt inançla iktidara bütün halk tabanında da kadrolaşarak gelindiğinde, belki dinden diyanetten işi olmayanlar bile ikiyüzlülükle bu işi kullandığımda ,başta vatandaş dinden soğuyacağı ve hiçbir konuda ehliyetli,liyakatli olmayanlar yönetimleri işgal ettiklerinde ve hele bu durumda , dışarıdan yeşil kuşak mantığı ile bu iş sağlanmışsa işte bu durumda diplomasi de, dışarının yönlendirmesine teslim olunabilineceği bir gerçek ortaya çıkabilmektedir..

Demek ki toplumumuz önce bunu bilmeli ve hiçbir iktidar dini,örfi, kültürel konularda farklılıklara hoşgörü gösterirken, ama aynı zamanda bunu bir siyasal seçim, rant meselesi yapıp , bunu ele alıp İnanç üzerinden korku üretmek de,  siyaset yapmak da çözüm değildir, yani bu konu çok çok hassas bir konudur. Bu anlamda problemler çıktığı an, yapacağınız her faaliyet, iyi niyetli dahi olsa art olulduğu şeklinde değerlendirilecek ve burada ekonomik gelişmeyi sağlasakta bu anlamda eksik, yanlış bir yaklaşım olarak veya istismar edilmek şeklinde karşı taraf açısından değerlendirilecektir.. Bu defa istiķrarı sağlamak daima zorlanacaktır.”

Çevik, bu anlamda geçmiş dönemlerde yaşanan gerilimlerin artık geride bırakılması gerektiğini belirterek, siyasetin kutuplaşma değil, ortak zemin üretme sorumluluğu taşıdığını dile getirdi. Ama maalesef ülkemizde hala siyasal anlamda iyice anlaşılmamış, bu yüzden eskiden baskı gören dini, marjinal tarikat, cemaat, heretik mezhebi yaklaşımlar , örgütler vs kendisini yeraltına çekmiş, fakat bunlarda oy potansiyeli olduğundan, en ufak bir imkanda bu kesimler, ilim,bilim, ahlak, adalet,insan hakları düşünmeden ki çoğu tek yönlü ve karşısındakini asla kabul etmeyen onlarca kesime sanki kaos için yeşil ışık yakma dahi sağlanmaktan hali olunamamaktadır..İşte halk dediğimizde, halkın oyu dediğimizde, bu durumun demokrasilerdeki baskı unsurlarından belki de en büyük ve en baskıcı kesimiyle karşı karşıya kalmış bulunmaktayız..
Öyleyse öncelikle demokrasi dediğimizde, öncelik bu konularda halkı eğitmek, zararlı yapılanmaların, kliklerin önüne geçmek kaçınılmazdır..Burada ters yönden bir fırsatçılıkta yapmamak gerekir ki bu, o toplumun kahr ekserinin ve dünyada kabul görmüş, insan hakları ve hukukta yeri olan fıtrat ahlakına dayanan Kitabi dinlerin temel makul, insani dini yaklaşımlarıdır..
Bugün batıda Satanist, insanlığa zararlı dehşet saçan, ayinler spritüel olsun, sihir ve büyücülük vs ile olan yaklaşımları din olarak telakki edenler, maalesef adil, ehliyeti, hukuku,ahlakı,insan haklarını önemseyen fıtrata uygun bizim inançlarımızı küçümsemeleri ve bize bu anlamda gerici, bağnaz ve laikliğe aykırı yaftası ile yaklaşılması artık akıllı insanlar açısından palavra olduğu anlaşılmaktadır..Demek ki nasıl ki ideolojilerde aşırılar var, dinin kendi içinde de, ya da uydurulan anlamsız din adına olan marjinal, heretik inançlar asla kabul görmemeli ve bu konularda ifrata ve tefrite de dini yaklaşımlar temelde doğru olsa da, düşülmemelidir.. İşte meseleyi bu temel bazda ele alır ve bu anlamda eğitimi, adaleti, ahlakı geliştirir, ilme,bilime, pedegojiye bağlı olarak yapacağımız başta eğitime yönelirsek bu sayede bütün zararlı yaklaşım ve alışkanlıkları kolaylıkla terketmiş olacağız..İşte bu durumda temelde %99 u aynı inanca sahip olan ve bu anlamda  hemen hemen tam homojen olan üllemizde, nasıl böyle uçlarda gezerek ve zorla farklılıkları düşmanlığa döndererek siyaset yapabilmekteyiz, bunu anlamak çok zor..Ama bunun bazı sebepleri var, fakat konumuzu aşmamak adına burada bu konuya girmek istememekteyim. Bazı gerçekleri net ortaya koyarak, açıklamakta isimler, yapılar, mekanlar ve içerikşerini de detaylı vermek durumunda kalmaktan zaman zaman imtina ediyorum, yanlış anlaşılmaktan çekinmekteyim, fakat  sebeplerden birçoğunu yukarıda açık veya bazılarını da zımnende olsa anlattığımı zannediyorum..

İşte bu nedenle“Toplum daha açık, temel insani yaklaşımları arıyor, korku değil, güven istiyor. Baskı değil, adalet istiyor. Siyaset yukarıda belirttiğim zaviyeden/ perspektiften bakılarak ele alınmaz, icra edilmezse, kesinlikşe bu beklentiye cevap veremez ve sorunlar azalmaz ve sorunlar daima çoğalacaktır. ” dedi.

AHLAKLI VE DONANIMLI KADROLAR VURGUSU

Partiler üstü bir anlayışla konuştuğunu ifade eden Çevik, önemli olanın etiketler değil, ahlak ve liyakat olduğunu belirtti.

“Bir partide ne kadar düzgün ve ehil insan varsa o parti o kadar güçlü olur. Türkiye’nin ihtiyacı; cehaletle değil, bilgiyle; öfkeyle değil, adaletle yönetilen bir siyaset anlayışıdır ki bizi biz yapan genel fıtri ahlakı anlamaya, yakalamaya çok gayret etmemiz şart.. Yani ben şahsen, artık bir partinin ismine, gücüne, yaygarasına bakmıyorum,ahlaklı, adaletli, kaliteli kadroları ne kadar çoksa ona göre meyl ediyorum..Şu düşüncede, şu söylemleri var, çok ırkını düşünen milliyetçi parti, ,çok laik, çok demokrat, çok inançlı falan artık bunları fasarya görüyorum... Bakılacak şey, insani fıtrata uygun,sağlıklı düşünen, ama hain,bencil,kibirli olmayan, genel ahlaki, kültürel, örfi,geleneklerimizle özdeşleşen ehliyetli, liyakatli  kişiler ancak bu topluma rehberlik yapabilir diye düşünerek, bu anlamda sayıların artması temennimizdir.. Yurt dışında, yurt içinde yüksek tahsil yapmanında, yukarıdaki temel umdelerden yoksunsa, bir mana ifade etmediğini de belirtmek isterim..

Herkes dünyada canlı canlı her faaliyeti aleni gördüğünde, kim medeni, kim daha huzurlu gittikçe sorgulamaya başlanmıştır..Çünkü iletişimin zararları yanında, böyle bir faydası da vardır..Bazımşeyleri anlatarakta insanları inandıramazsın, illa ki yaşayacak..

Böylece gelinen şu çağda, güya medeni yaklaşımlar daha çok artacak diye insanlık beklerken, bir taraftanda sapkın inanışların, insanların değerlerini alt üst ettiğini, normal algılar bile, anlamsız çarpıtmalara dönüştüğü, ilaç sanayi pomplandığı, sağlık sorunları sun' i üretildiği, ucuz para basıldığı, üşkeler ekonomik olarak batırıldığı, ilaç dahil, kendi ideolojisini kabulnetmiyor diye ambargo uyguladığı, zayıf ülkeler tecrite uğratıldığı,  tarıma, üretime, doğallığa  yanlış yaklaşmayı emr eden bir elin de aynı merkezlerden olduğunu insanlar sezdikçe, insanlığa büyük ihanetlerin altında muhakkak çarpık dini ritüeller, inançlar, bu anlamda temellenen korkunç  icraatlar/ faaliyetler olduğu savını kendi açısından ve tolumsal olarak  güçlendirmektedir.. İşte bu menfi durumlar,yaklaşımlar  dünyada görüldükçe,  insafsız savaşların sebeplerinin aslında insanın doyumsuzluğunun ürettiği, bencilliğin, kibrin sonucu bir sapma olduğu anlaşılmakta ve buna da bir kitabi  ulvi dinin çarpıtılarak kılıf/ dayanak yapılmasıda korkunç bir şekilde bütün insanlarca izlenmekte ve insanlık bu anlamda, insanlığa huzur veren Tanrısal gücün, sevincin,huzurun, maalesef  gittikçe ümitsizliğe, bağnazlığa, sapkınlığa dönüştüğünü görmesi de  çok üzücü bir hal almaktadır.. 

işte yukarıda aktardığım yanlış temelli dini, mezhebi, yaklaşımlar ki, sanki  dinin, uyduruk bir şey olduğu, yada  ideolojinin bir dini saplantı gibi ele alınması gerektiği ,çok talihsiz  yanlış anlamalarla ele alınması, ya da dinin, kültürün bir kabuk kısmını alarak, onu şekilden kurtaramama ve onu da ideoloji gibi bir saplantılı bakış ve  yaklaşımlarda aramak gittikçe yayılıyor sanırım..

Bir taraftan da asıl hakikat bir insani yaşamın üstünün küllerle örtüldüğü anlaşılması da gittikçe belirginleşiyor ve ağır ağır gelse de bu farkındalıklar, elbette  umutları gittikçe artıran kalıcı  bir güven olacağı, bu olumlu  durumda bizim için, bir taraftan umut sağlayıcı, sevindirici ileriye güvenle bakacağımız ve külleri kolayca savuracağımız ve böylece daha umutla ileriye bakışımız bir inancın artacağını söylemek mümkün. Bu durum aynı zamanda  isanlığın eksi artı, yanlış doğruyu aynı anda ve küresel bazda görmesi, bizim  için de çok güzel  bir gelişmedir. Kötülükler güçlü oldukça gizlense de, yalanların birgün açığa çıkacağı hakikati muhakkaktır ve bu günlerde açık açık küresel çapta tebarüz etmesi, gerçekten bi taraftan da çok güzel bir gelişmedir.. Elbette anlamak isteyenler için..” diye konuştu.

Etiketler
  Kaynak: internethaberajansi.com.tr

  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  DİĞER GÜNDEM Haberleri
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
  • SON YORUMLANAN HABERLER
  • SON YORUMLANAN VİDEOLAR
  HABER ARŞİVİ
  HAVA DURUMU
  ANKET Tüm Anketler
Ekrem İmamoğlu Kemal Kılıçdaroğlu karşısında aday olur mu?
  NAMAZ VAKİTLERİ
  HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI