|
Tweet |
Meclis Başkanlığı iradesinde yürüyen yasama faaliyetlerine dikkat çeken Özbey, milletvekillerinin kullandığı dilin sadece bugünün değil, geçmişten devralınan kronik bir sorun olduğunu ifade etti. “Bu mesele son 25 yılın değil, yıllardır taşınan bir siyasi hastalıktır” dedi.
GENEL KURULDA SERTLİK, LOKANTADA YUMUŞAKLIK TOPLUMU İKNA ETMİYOR
Atıf Özbey, Meclis’te sert ifadeler hatta hakaret noktasına varan tartışmalar yaşanırken, aynı isimlerin Meclis lokantasında son derece makul bir üslupla bir araya gelmesinin vatandaşta güven kaybına yol açtığını vurguladı. “Bu tablo siyasi tutarlılıkla bağdaşmıyor” diyen Özbey, bu çelişkinin toplumda siyasete karşı tepki doğurduğunu söyledi.
ELEŞTİRİ DİLİNDEKİ TUTARSIZLIK GÜNDEMİ OYALIYOR
Siyasi aktörlerin birbirlerine yönelik söylemlerindeki gelgitlere de değinen Özbey, isim vermeden yaptığı değerlendirmede, “Bir gün ağır sözlerle eleştirilen bir isim, birkaç gün sonra Meclis’te sembolik hediyelerle muhatap alınıyor. Bu tutarsızlık ülke gündemini meşgul ediyor, toplumu yoran bir sarmala dönüşüyor” ifadelerini kullandı.
Bu bağlamda, siyasi tartışmalarda kullanılan üslubun ve verilen mesajların samimi olması gerektiğini vurgulayan Özbey, Tuncer Bakırhan ve Devlet Bahçeli üzerinden yürüyen polemiklerin de bu tutarsızlık algısını güçlendirdiğini söyledi.
BARIŞ İÇİN ZAMAN “ŞİMDİ”
Atıf Özbey, barış söyleminin sürekli ertelendiğine dikkat çekerek, “Barış için ‘sonra’ değil, ‘şimdi’ demek gerekir. Tam zamanı” dedi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündeminin bu anlayışla şekillenmesi gerektiğini belirten Özbey, siyasetin lokal kimlikler üzerinden değil, tüm Türkiye’yi kapsayan bir bakışla yürütülmesi çağrısında bulundu.
ÇANAKKALE RUHU HÂLÂ YAŞIYOR
Toplumsal birlik ve kardeşlik vurgusuyla açıklamasını tamamlayan Özbey, “Bu topraklarda Çanakkale’de destan yazan ruh hâlâ var. Türkiye’de yaşayan ve kendini bu ülkenin vatandaşı hisseden herkesin kardeşçe yaşama isteği canlıdır. Gecikmenin nedeni halk değil, siyasetin kendi içindeki tutarsızlıklardır” değerlendirmesinde bulundu.