![]() |
Tweet |
“Kadın Cinayetleri Bir Toplumsal Yara Olmuştur”
Kadına yönelik şiddetin, sadece kadınları değil, tüm toplumu etkileyen bir problem olduğunun altını çizen Baydar, “Kadın cinayetleri, toplumun vicdanını derinden yaralayan ve yapısal sorunları gözler önüne seren bir durumdur. Bu mesele, sadece kadınların meselesi değil, tüm toplumun sorunudur. Her bir kadının yaşam hakkı korunmalıdır. Her kadına şiddet uygulanması, toplumun güvenliğinin zedelenmesi anlamına gelir. Bu konuda toplumsal bir dönüşüm gereklidir” dedi.
“Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Eğitim Temel Anahtardır”
Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için eğitim sistemine dair önemli vurgularda bulunan Baydar, “Kadına yönelik şiddetle mücadelede en temel unsur, eğitimdir. Gençlerimize, toplumsal cinsiyet eşitliği, saygı ve hoşgörü gibi değerler öğretilmelidir. Şiddeti önlemenin ilk adımı, toplumun her bireyine, kadına ve insana saygıyı aşılamaktan geçer. Eğitimle başlayacak bu dönüşüm, şiddetin ortadan kaldırılmasında temel bir araç olacaktır” ifadelerini kullandı.
“Medya, Kadına Şiddet Dilini Değiştirmeli”
Medyanın, kadın cinayetleri ve şiddet konusundaki sorumluluğunu gözler önüne seren Baydar, “Medya, toplumu etkileyen en önemli unsurlardan biridir. Kadına yönelik şiddeti ve cinayetleri haberleştirirken, meşrulaştırıcı dil kullanmak toplumu olumsuz etkiler. Televizyon programlarında, dizilerde kadına şiddet normalleştiriliyor ve şiddet davranışları meşruymuş gibi gösteriliyor. Medyanın bu dilini değiştirmesi, şiddetin toplumsal norm haline gelmesini engellemek için kritik bir adımdır” dedi.
“Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Siyasi Bir Yaklaşım Gerekli”
Kadına yönelik şiddetle mücadelede İstanbul Sözleşmesi’nin rolüne de değinen Baydar, “İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi, bu sorunun siyasi bir boyuta taşındığının göstergesidir. Kadına yönelik şiddet bir insan hakları sorunudur ve bu meseleye karşı duruşumuzun net olması gerekir. Şiddetle mücadele, toplumsal bir irade gerektirir ve sözleşmelerin gücüyle sağlanacak çözümler kadar, bu konuda atılacak siyasi adımlar da önemlidir” dedi.
“Kadına Şiddetle Mücadelede Birlikte Hareket Etmeliyiz”
Son olarak, Metin Baydar, kadına yönelik şiddetle mücadelede toplumsal dayanışmanın önemini vurgulayarak şunları söyledi: “Kadına yönelik şiddetle mücadele, sadece devletin veya sivil toplum kuruluşlarının sorumluluğu değildir. Hep birlikte, kadınların haklarını korumak, onlara eşit fırsatlar sunmak ve güvenli bir toplum inşa etmek için hepimizin sorumluluk taşıması gerekiyor. Anahtar (A) Parti olarak, bu mücadelede her zaman kadının yanında olacağız ve bu konuda adımlar atmak için kararlılıkla çalışacağız.”